top of page
profile_06.jpg
profile_03.jpg

Hakkımda

Merhaba, ben Gökhan Doğan. Ağırlıklı olarak konut projeleri ve ticari projeler üzerine çalışan bir mimari tasarımcıyım.

 

Benim için tasarım, bir meslek ya da disiplin olmanın ötesinde, bir çeşit dünyayı algılama ve yorumlama biçimidir. Çocukluk ve gençlik yıllarımda bir ilgi, merak hüviyetinde yaşantıma dahil olup bilhassa akademik eğitimim ve mesleki yolculuğum boyunca edindiğim bilgi, vizyon ve deneyim ile olgunlaşmış bir bakış açısı, bir tavır niteliğindedir ve hala evrilmeye devam etmektedir.

Ülkemizin Ege kıyısında yer alan İzmir’de doğup büyüdüm. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım burada geçti. Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinin yanı sıra, Anadolu’nun tarihsel birikiminin izlerini hâlâ taşıyan kasaba ve şehirlerle çevrili bu kent, gerçek anlamda otantik ve çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Şehrin merkez mahallelerinde dahi, özellikle Osmanlı döneminde inşa edilmiş, imparatorluk mirası pek çok yapıyla karşılaşmak mümkündür. Çevre beldelerde ise antik kentler ve bu kentlerin kalıntıları niteliğindeki yapılarla karşılaşmama olasılığınız neredeyse yok denecek kadar azdır.

 

İnsanın varoluşun kaynağını ve kendi türünün çağlar süresince geçirdiği evrimi sorgulayan, araştıran bir canlı olduğu inkar edilemez bir gerçek. Geçmişten bugüne taşınan izler her daim ilgi ve merak konusu olmakla beraber çoğu zaman hayranlık uyandırmış ve ilham kaynağı niteliği taşımıştır. İçinde doğup büyüdüğüm şehir olan İzmir'in yerel halka ve ziyaretçilerine tanıdığı erişim imkanının benim tarihi yapılara, kentlere ve hatta tarihin kendisine olan ilgimi tetiklediğini ve yoğunlaştırdığını düşünüyorum. Sözünü ettiğim tarihi yapılarla her karşılaşmamda, ışığın cephe üzerinden başlayıp iç mekâna doğru süzülürken yaptığı yolculuğu, inşaat planlamasındaki inceliği, işlevsel yerleşim planlarını, zamanın yıpratıcı etkisine rağmen yapıların kısmen dahi olsa hâlâ ayakta kalmasını sağlayan malzeme seçimlerini, dahası inşa edildikleri dönemin egemen kültürünü tutarlı biçimde yansıtan incelikli dekoratif yapı işlemelerini hayranlıkla gözlemlerim. Sanat, estetik, mühendislik ve tekniğin; ışık, madde ve mekânla, hatta zamanla bu denli olağanüstü ilişki kurmasının onlarca, hatta yüzlerce yıl önce dahi insan tarafından hesaplanıp hayata geçirilebilmiş olmasından etkilenmemek neredeyse imkânsızdır.

Dünya üzerindeki birçok şehir gibi İzmir’in de, büyük ölçüde Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrasında, Cumhuriyet döneminde şekillenmiş ve banliyö karakteri taşıyan ayrı bir mimari katmanı bulunmaktadır. Sanayi devriminin ardından feodal yapının kaybolması sonucunda oluşan ve kademe kademe dünyanın her yerinde gözlemlenebilir bir hal alan banliyöleşme, bilhassa köyden kente göç hareketinin yoğun ve kontrolsüzce yaşandığı toplumların yaşam alanlarında, kentlerinde hem sosyal anlamda hem de mimari alanında bir hayli belirgin bir kültürel erozyona yol açmıştır. Bu erozyonun beraberinde getirdiği yozlaşmış kent kimliğinin rahatsız edici etkisi ile geçmişin incelik ve sanat kokan, eser niteliğindeki yapılarının hayranlık ve dinginlik hissi uyandıran görüntüleri arasındaki bariz farkı gözlemlemek pek kolaydır. Bu farkın bir hayli belirgin olması ile yerel kültür, toplumun eğitim düzeyi, ekonomik koşullar ve üretim imkanları arasındaki bağlantı inkar edilemez bir gerçeği görünür kılıyor: yaratıcılık ve hayal gücü, ancak akıl ve bilginin boyunduruğunda, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik çatısı altında anlam kazanır.

Ben tasarımı hayal gücü ve gerçeklik arasında bir denge arayışı olarak ele alıyorum. Üzerine çalıştığım projeler müşterilerim ile iletişim halinde olarak belirlediğim ortak bir vizyon üzerinden hareketle başlar. Karşılıklı diyalog ve keşif süreçleri sonrasında bu vizyon netlik kazanır ve paylaşılan fikirler süreç sonunda bir kompozisyon oluşturup hem işlevi hem de arzu edilen duyguyu taşıyan bir mekânsal bir deneyime dönüşür. Tasarım yaklaşımım işbirlikçi olduğu kadar aynı zamanda detay odaklıdır. Aldığım her kararın tasarımın ana fikrine bağlı bir anlam taşımasına özen gösteririm. Gerçek tasarımın süsleme ya da dekorasyondan ibaret olmadığına; aksine, bilinçli ve kasıtlı alınmış kararlar yoluyla kalıcı değerlerin yaratıldığı bir sürecin sonucu olduğuna inanıyorum. Tasarlanan mekânların ve nesnelerin; işlev, işçilik, sürdürülebilirlik ve uzun ömürlülük açısından değerlendirildiklerinde kendi varlıklarını gerekçelendirmelerinin elzem olduğunu düşünüyorum. Üzerine çalıştığım şey ister bir yapı, ister bir mobilya, ister dekoratif bir obje olsun, amacım her zaman aynıdır: hayal gücü ile üretilebilirliği, yaratıcılık ile disiplini, duygu ile aklı dengede tutmak.

Bana göre tasarım, yalnızca gördüğümüz şey değil; her şey yerli yerinde olduğunda hissettiğimiz duygudur.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Birlikte çalışmak dileğiyle,

 

Gökhan Doğan

İletişim

Antalya, Türkiye

Sosyal

Instagram

Tiktok

Hizmetler

Mimari Tasarım

Görselleştirme

Proje Planlama

Proje Uygulama

Sayfa

bottom of page